Quotes By The Insulted and Humiliated

“If you want to be respected by others, the great thing is to respect yourself. Only by that, only by self-respect will you compel others to respect you.”


“Frankly, if there ever was a time when I was really happy, it wasn't during those first intoxicating moments of my success, but long before that, when I hadn't yet read or shown my manuscript to anyone -- during those long nights of ecstatic hopes and dreams and passionate love of my work, when I had grown attached to my vision, to the characters I had created myself, as though they were my own offspring, as though they really existed -- and I loved, rejoiced and grieved over them, at times even shedding quite genuine tears over my guileless hero.”


“المشاعر المرضية تكاد تكون دائماً خداعة.”


“أعرف أن أحد كتابكم قال فى كتاب (إن أكبر مأثرة من مآثر الإنسان هى أن يعرف كيف يقتصر فى الحياة على القيام بدور «كومبارس».)

على لسان الأمير”


“Od naÅ¡eg razgovora, naravno, nije bilo niÅ¡ta. Ja nisam znao Å¡ta da joj kažem, a ona, verovatno ne bi razumela. Samo sam gorko zaplakao, i tako otiÅ¡ao ne rekavÅ¡i joj niÅ¡ta.”


“NataÅŸa’nın belki babasından geçmiÅŸ, bütün iyi kalpli insanlara has bir özelliÄŸi vardı: Karşısındakini olduÄŸundan iyi görür, daha ilk bakıştan büyük bir heyecanla meziyetlerini büyütürdü. Bu çeÅŸit insanların hayal kırıklığına, hele sebebin kendileri olduÄŸunu bilerek uÄŸramaları pek acı olur. Ne diye kendilerine verilebilecekten fazlasını umarlar sanki? Böyleleri, her an hayal kırıklığı tehlikesiyle karşılaÅŸmaktansa, köşelerine çekilip dünyayla baÄŸlantıyı kesmeli en iyisi. Dikkat ettim, köşeleri öyle severler ki, zamanla büsbütün yabanileÅŸirler.”


“Don't be surprised that I value prejudice, observe certain conventions, seek power--it's because I know I live in an empty society.”


“KeÅŸke imkân olsaydı da (ki insan tabiatı için bu asla mümkün deÄŸildir) herkes, hepimiz, benliÄŸimizin en gizli köşelerini olduÄŸu gibi açığa vurabilseydik; baÅŸkalarına, hatta en yakın dostlarımıza, sırası gelince kendimize bile itiraf etmekten çekindiÄŸimiz ne varsa, hepsini korkmadan ortaya dökebilseydik, dünyayı saracak pis kokudan hepimiz boÄŸulurduk. Parantez içinde söyleyeyim, toplumu düzenleyen yasalar, görgü kuralları bu bakımdan iyidir zaten. Derin bir fikir gizlidir bunlarda; ahlaki olduÄŸu iddia edilemeyecek ama, koruyucu, bize rahatlık saÄŸlayan bir fikir. Bu da azımsanmamalı, çünkü ahlak da rahatlıktan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir, yani rahatımız için icat edilmiÅŸtir. …Son olarak ÅŸunu söyleyeyim: Kusurlarımı, ahlaksızlığımı, sefihliÄŸimi başıma kakıyorsunuz; oysa bütün suçum baÅŸkalarından daha içten olmam, o kadar. Demin de dediÄŸim gibi, baÅŸkalarının kendilerinden bile sakladığı gerçekleri ben açıkça ortaya döküyorum.”


“Nitkovu bi uzvratila na prezir dakako samo prezirom, ali ipak bi je zaboljelo srce kad bi se tko narugao onomu Å¡to ona smatra za svetinju, makar tko se podrugivao. Nije to potjecalo od nedostatka odlučnosti. Potjecalo je donekle i od toga Å¡to je preslabo poznavala svijet, Å¡to je preslabo poznavala ljude i zatvarala se u svoj zakutak. Takvim je ljudima teÅ¡ko kad se kasnije razočaraju; joÅ¡ je teže kad osjećaÅ¡ da si sam kriv. ZaÅ¡to si očekivao viÅ¡e nego Å¡to ti se može dati? A takve ljude očekuje svaki čas takvo razočaranje.”


“Così sentivo diventare comprensibile per me la strana ostinazione di quel cuore casto, che si chiudeva per un certo tempo, opponendo al proprio desiderio di sfogarsi la maggior rigidezza, fino al momento dell'inevitabile slancio in cui tutto l'essere si concede, fino alla dimenticanza di se stesso, a questo umano bisogno d'affetto, di espansione, di carezza e di lacrime...”


“All this time we sat without speaking. I was considering how to begin. It was twilight in the room, a black
storm−cloud was coming over the sky, and there came again a rumble of thunder in the distance.”